Gerek kadrosu, gerekse yüksek teknoloji donanımları ile müşterilerine en hassas ve kaliteli hizmet sunan Defne Mühendislik hakkında bilgi alabilmek için Defne Mühendislik Genel Müdürü Salih BOZKURT ile görüştük.

Defne Mühendislik Ltd. Şti. yüksek teknolojiye dayanan mühendislik hizmetlerini bir mükemmellik merkezi anlayışı ile sunmak üzere 2005 yılında kurulmuştur. Yeni ürün tasarımı yapmak isteyen, ürününe yenilik getiren, mevcut ürününü iyileştirmek isteyen üretim yapan veya servis veren firmalara mühendislik tasarım hizmeti vermektedir. En kısa sürede, en yüksek kalitede günümüzün ileri teknolojisinden faydalanarak ve uzman ekibi ile mühendislik tasarım ve Ar-Ge konularında hizmet vermektedir.
Defne Mühendislik, gerek kobilerin, gerekse ana sanayi firmalarının mühendislik ve tasarım ihtiyaçlarını kendi bünyelerindeki ekipler ile karşılamaktadır. Ancak firmaların bütün uzmanlıkları kendi bünyelerinde tutmaları maliyet artışına ve dinamik yapının azalmasına neden olmaktadır. Defne Mühendislik; ürün tasarımı, ürün geliştirme, tersine mühendislik (geriye dönük mühendislik), 3 boyutlu optik tarama, ölçüsel kalite kontrol ana konu başlıklarında firmaların ihtiyaç duyduğu uzmanlıkları tecrübesi ve kalitesiyle sağlamaktadır.
Otomotiv, dayanıklı tüketim, tekstil, savunma sanayi ana sanayi ve yan sanayi firmalarına hizmet veren firmamız tek bir parça, montajlı ürün grubu, kalıp, aparat, fikstür gibi farklı ürün gruplarının; tasarım, geliştirme, kalite kontrol, tersine mühendislik (geriye dönük mühendislik) çalışmalarının yanı sıra, konsept tasarımdan seri üretime kadar olan mühendislik ihtiyaçlarına ayrı ayrı ve bir bütün olarak proje yaklaşımı ile mühendislik hizmeti vermektedir.
Firma olarak 2011 yılını nasıl geçirdiniz? 2011 yılında hayata geçirdiğiniz proje, yatırım, yeni ürün ve Ar-Ge çalışmalarınız var mı?
2008 Eylül’ünde ortaya çıkan küresel kriz 2009 ve 2010 yıllarında ülkemizdeki imalat sektörünü özellikle otomotiv sektörünü etkiledi. O yıllarda medikal, elektronik ve savunma sanayi sektörlerindeki hareketlilik şirketimizin iş gücünde artmasını sağladı. 2011 yılı otomotiv sektörü için atılım yılı oldu. 2 senedir yapılmayan yatırımlar ve projeler ortaya çıkmaya başladı. Projelerin hayata geçmesi ve başlaması yılın ortasını ve sonunu bulmuştur. 2011 yılı yeni yatırımlar ve genişleyen kadromuzla alt yapı güçlendirmesine önem verdiğimiz bir yıldı. Yeni teknolojiler ve genişleyen kadrolaşmamız ile rakiplerimiz ile olan farklı açık tutmak zorundaydık. Ayrıca firmamız 2010 yılının ikinci yarısında başlattığı mevcut müşteri sektörlerinden farklı bir sektöre hitap edebilecek bir ürün ailesini geliştirmeye başladı. 2011 yılında bu proje prototip aşamasını tamamlamış olup test aşamalarına geçilmiştir. Yeni ürünün Ar-Ge ve üretim çalışmaları, yeni ekipman ve eleman yatırımlarımız ile 2011 yılı önümüzdeki dönemler için ciddi bir hazırlık yılı olmuştur.
Sektör sizce Ar-Ge çalışmalarına yeterince bütçe ayırıyor mu? İnovatif yeni ürünler geliştirmeleri açısından sektördeki üretici firmaları başarılı buluyor musunuz? Gelecek dönemde hangi ürünler daha çok ön plana çıkacak?
Çoğu firma Ar-Ge ve yeni yatırımlarını sektöründeki rakiplerine veya başka firmalara bakarak karar vermektedirler. Bu da o firmaları rakiplerini veya sektörü takip eder hale getirmektedir. Gerçek anlamda yaratıcı yaklaşımlar ile yatırım ve Ar-Ge yapan firmalar sektöründe liderliklerini sürdürmektedirler. Bu ancak firma yöneticisinin veya yönetim kurulunun vizyonel bakışa sahip olması halinde gerçekleşmektedir. Yöneticilerin vizyonlarını desteklemek, oluşturmak ve gerçekleştirmek de firmada işini sahiplenen personel ile olabilmektedir. Beyin takımını oluşturan böyle ekipler ile firmalar kriz zamanında büyüyebilmektedirler.
Bazı firmalar müşterilerinden proje alırken maliyetlerini veya karlarını hesaplamada çok basit yaklaşımlar ile fiyatlandırma yapmaktadırlar. Projeyi gerçekleştirmeye başladıklarında karşılarına çıkan aşamalarda veya sorunlarda firma dışından destek almaları gerekmektedir. Bu gibi durumlarda karşılaşılan en sık durum bu iş için maliyet ayırmadık, bu işi mümkün olan en düşük fiyatı yapan firma ile çalışmayı düşünüyoruzdur. Bu tip yaklaşımlar ile de alacakları hizmet veya desteğin kalitesine bakmadan maliyeti en düşük olan ile çalışmayı tercih ediyorlar. Eğer çok şanslı değiller ise bu işi iki kere yaptırmak zorunda kalıyorlar. Bu da zaman ve kar oranının düşmesine yol açmaktadır. Üretici firmaların uzmanlıkları kendi alanlarındaki üretim ve ürün geliştirme konusundadır. Ar-Ge ve yaratıcı ürünler konularında mutlaka destek almaları gerekmektedir. Yapacakları yeni yatırımlar ve personel ile en az 2 sene tecrübe edinmeleri gerekmektedir ki
Ar-Ge konusunda belli bir aşama kaydedebilsinler. Bu süreç içerisinde firmanın çok iyi bir vizyona sahip olması gerekir ki bu yatırımı destekleyerek büyütebilsin. Günümüz rekabet şartlarında bu tip yatırımlara başlayıp devamını getiremeyen firmalar olmuştur. Yapılan yatırımın kısa zamanda getiri sağlamasını beklememek gerekmektedir. Azimli ve vizyonu destekleyen yönetim ile ancak gelişmeler sağlanabilmektedir.
Önümüzdeki 5 yılın en gözde sektörleri; medikal, savunma ve elektronik olacaktır. Hükümetin yerli sanayini destekleyen politikalarının devamlılığı oldukça sanayimiz büyüyecektir. Ülke içerisinden sağlanacak tedariklerin sürekliliği ve çeşitliliği arttıkça sektörün yurt dışına açılması daha da kuvvetli olacaktır.
Avrupa ile kıyasladığımızda sektörün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
2010 - 11 yıllarında Avrupa’daki firmaların mali krizden dolayı küçülmesi veya kapanmasından dolayı üretimler Türkiye gibi Avrupa’ya yakın doğu ülkelerine kaymıştır. Sadece üretimin artıyor olması bile sektördeki firmaları büyümeye teşvik etmiştir. Geçtiğimiz 2 senede müşterilerimiz kapasite artımına giderek eleman ve üretim alanlarını büyütmüştür. Daha da büyütebilmek için olası global krizin resmini görmeyi beklemektedirler. Ar-Ge ve yaratıcı ürünler konusunda ülkemizde son 5 yılda ilerleme kaydedilmiş, yeni ve yenilikçi ürünler piyasaya çıkarılmaya başlanmıştır. Ancak sadece ülkemize bakarak ilerlememizi iyi olarak tanımlamak aşırı yanıltıcı olur. Hindistan, Çin ve Güney Amerika ülkelerine bakarak karşılaştırma yapılırsa Türkiye’deki ilerlemenin diğer ülkelere göre daha geride kaldığı görülmektedir. Bunu en basit olarak alınan patent sayıları ve büyüme oranlarından görmek mümkün olur. Ülkemizi Avrupa ile karşılaştırmak bizi rakipleri takip eder durumuna düşürür. Dünyada olan yarışın farkında olup hızlı gidenleri geçmeye çalışmak ancak ilerlememize sebep verir.
Sektörün gelişimini hızlandırmak adına firmalara ve sektörel örgütlenmelere düşen görevler nelerdir?
Faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde yaratıcı fikirler ile ilerleyen tüm müşterilerimiz firmalarını geliştirmekte ve rekabet edilebilirliğini zayıflatmaktadır. Yaratıcı fikirler ile desteklenmiş yeni ürünler ile rekabetin zorluğunu ancak zaman ile aşılmaktadır. Bu zaman içerisinde de firmaların yenilikleri sürdürmesi rekabette onları ulaşılamaz kılmaktadır. Sektörlerimizdeki tüm firmaların yenilikçi ürünlerinin sürekliliğini devam ettirmelerini beklemekteyiz. Ancak bu şekilde global hızlı gidenlere yetişilebilinir.
Sektördeki diğer sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik öneri ve beklentileriniz nelerdir? Sektöre ilişkin yasal düzenlemeler ve bu konudaki beklentiler ne yönde?
Faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde teknik eleman sıkıntısı mevcut. 5 - 10 yıl önce bankacılık ve işletme sektörü iyiye giderken kalifiye gençler üniversite tercihlerini bu yönde yaptılar. Son senelerde ise daha çok siyasal ve sosyal bölümlerin tercihlerinin öne çıkması sektörü olumsuz etkilemektedir.
Medikal ve mühendislik ve teknik bölümlerin eğitim kalitelerini ve kapasitelerini arttırmaları gerekmektedir. Üretim ve buna dayalı Ar-Ge olmadan Türkiye’nin gelişmesi beklenemez. Gençlerin liseden başlayarak teknik alanlarda yönlendirilmesi ve kalite eğitim veren üniversitelerin desteklenmesi gereklidir. Ortaokul, lise ve üniversite geçiş sistemlerindeki istikrarsızlık önümüzdeki yıllarda kendisini hissettirecektir. Bu istikrarın sağlanması ve eğitimin kaliteli hale getirilmesi hayati önem taşımaktadır.