Dinamik Dengeler
Fatih BİRBİLEN, kfbirbilen@gmail.com


Toplum hayatının her alanında var olan, her girdiği işe değer katan kadınlarımız, üretimde de her geçen gün varlıklarını artırıyorlar.
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle “İŞ DÜNYASINDAKİ EMEKÇİ KADINLARIMIZ”
ismiyle hazırladığımız dosyada ülkemiz kadınlarının en zor işlerin altından nasıl büyük bir ustalıkla kalktıklarına bir kere daha şahit olacağız.
 
Üretimdeki Türk kadınının ilk temsilcilerinden Demir Leydi lakaplı Günnur Dikeç ile
dosyamıza giriş yapalım, söz kadınlarımızın...
 
 
DOSYADA YER ALAN İSİMLER
Günnur DİKEÇ   Aynur AYHAN
  Hülya KULA ÇİÇEKÇİ  Güldiken KOÇ
  Sakine ÜLKER   Maşide DOĞDU
SARIGÖZOĞLU
 
 
 
 
 
GÜNNUR DİKEÇ  Namı Diğer Demir Leydi
 
1942’de Denizli’de doğup, 1965 yılında Metalürji Yüksek Mühendisi olan Günnur Dikeç 1966 yılında sınıf arkadaşı ve meslektaşı Feridun Dikeç ile evlendi, bu evlilikten Demir ve Tunç adında iki oğlu olan Demir Leydi 2000 yılında eşi Feridun Dikeç’i kaybetti. Mesleğe başladığı ilk günden bu yana öğrenmeye ve öğretmeye büyük bir aşkla bağlı olan Dikeç, ilerleyen yaşına rağmen gününün büyük bir kısmını kitaplar arasında geçiriyor.
 
 
Haliç Tersanesi’nin efsane Dökümhane Müdürü olan Dikeç, sektörde ‘’Demir Leydi’’ lakabıyla biliniyor. İlk ve orta öğretimini Denizli’de tamamlayan ve 1960 yılında lise öğrenimini bitirip aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Metalürji Mühendisliği bölümünü kazanan Dikeç, 1965 senesinde Metalürji Yüksek Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Aynı yıl Haliç Tersanesi’nin yeni kurulmakta olan merkezi dökümhanesinde tesis ve laboratuarların kurulup geliştirilmesi göreviyle işe başladı. Bu ilk iş Günnur Dikeç’in Türk döküm sektörüne adını altın harflerle yazdırmasının da ilk adımı oldu.
 
 
Bilgilerini paylaşmayı bir alışkanlık haline getiren Dikeç, 1970 yılında tersanenin içinde bulunan “Gemi Yapı Teknik Lisesi ve Teknisyen Okulu”nda 1982’den sonra “Deniz Kuvvetleri Denizcilik Yüksek Okulu”nda, 1992 yılından sonra ise “İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi”nde Malzeme Bilgisi Öğretim Görevlisi olarak ders verdi. Bunların yanı sıra Malzeme Bilgisi ve İmal Usulleri adında bir de kitap çıkardı.
 
 
1986 yılından itibaren ise lehim teli ve fluxları konusunda danışmanlık hizmeti vermeye başlarken, kendi geliştirdiği elektronik fluxların da üretimini yapan bir firma kurdu. Firmasıyla da sektöre büyük hizmetler veren Dikeç, 2008 yılına kadar yine kendi geliştirdiği su bazlı flux üretimine devam etti. Ülkesinin ilk kadın dökümcüsü olan Demir Leydi bugün 74 yaşında. Feridun Dikeç ile Demir Ve Tunç adında iki oğlu bulunuyor. Türk kadınının en zor alanlarda dahi var olabileceğini gösteren Dikeç’in hikayesinin tüm kadınlarımıza örnek olması dileğiyle.
 
 
 
---------------
 
 
Aynur AYHAN  Ayhan Metal
 
Bizim nesil Türkiye’nin tam da sanayi atılımı yapamaya başladığı sürece denk geldiğinden döneme göre sürekli yenilikleri takip etmeye, yeni yerler görmeye, bilgiyi tazelemeye çalışarak, dinamik kalmayı öğrenerek yaşadı. Tabii bu süreçte kadın olarak üretimde aktif bir şekilde  görev aldığımızda hiç mi zorluklarla karşılaşmadık, tabii ki karşılaştık ama bunları sorun etmedik, yılmadık, bildiğimiz etik değerlerle yolumuza devam ettik. Şimdiki nesle baktığımızda, bireye her yerden akan o kadar çok bilgi var ki, adeta parmaklarının ucuyla uzaklaştırıyor ve –mış,-muş gibi davranarak geçiriyorlar.
 
 
Rahmetli babam ile ben 5 yaşlarındayken Beyazıt Meydanı’nda kurulan bit pazarına gidişlerimizi hatırlıyorum. O dönemde yokluk vardı ama üretme isteği vardı. İmkansızlıklar olsa da 60’lı yıllarda başlayan seri üretim, enjeksiyon döküm makina imalatımız zamanın gerekleri doğrultusunda dönüşümler geçirdi.
 
 
Ayhan Metal önceleri sadece döküm makineleri üreten bir işletmeydi. 1991 yılında ürettiğimiz makineler ile birlikte Alüminyum Pres Dökümhanesi kurarak fason döküm üretim yapmaya başladık. 2011 yeni bir strateji  geliştirerek  kız kardeşim ile dökümü katma değerle buluşturan inovatif  ürünler sunan Aniva markası ile kendi tasarımımız olan ev-bahçe ürünleri üreten firmayı kurduk. Böylelikle markalaşma yolunda yeni bir alana girdik.  Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim:  Asıl işimiz ve tecrübemiz Alüminyum enjeksiyon döküm olup halen ağırlıklı EU ülkelerine fason döküm yapmaktayız. Yılların birikim ve tecrübesi ile yeni bir işe başladığınızda her şey daha farklı olabiliyor. Nihai ürün yapmaya karar verdiğimizde kopya ürün ile bir yere varamayacağımızı ve pazarın çeşitli alanlarda yenilikçi bakış açısıyla yeni ürünlere ihtiyacı olduğunu biliyorduk.
 
 
Rekabet için farklı olmak şarttır. Farklı olmak da mutlaka yeni tasarımlar üretmek ve markalaşmaktan geçer. Uluslararası pazarlarda yer almak isteyen firmaların rekabet ortamına ayak uydurabilmeleri için, sürekli trendleri takip etmeleri, yenilikçi tasarımlara ağırlık vermeleri gerekmektedir.
 
 
Ürün; fabrikalarda üretilen nesnedir, tasarım ile siz ona fark yaratırsınız. Marka; ise tüketici tarafından alınan tatmin sağlayan karışımdır ve bir kişiliği vardır. Marka, bir isim, işaret, sembol için kullanılmaktadır ve yıllardır pazarlama biliminin önemli bir kavramını oluşturmaktadır. Biz Türkler sürekli  ve  genellikle de  yaptığımızın Ar-Ge  olduğunun farkında  olmadan Ar-Ge halinde çalışırız; ama bunu  kayıt  ve sistem  haline  getirmediğimiz için de bir türlü Ar-Ge  kavramını  oturtamamış durumdayız.  Birçok arkadaşımız özgün çalışmalar yapsalar da tescil ve yarışma vb. prosedürlerle uğraşmak yerine ürün satsın da nasıl satarsa satsın bakışıyla markalaşmaya gereken önemi vermemektedirler.  Aniva olarak “iF Design Award “ödülünü almak için illa ünlü isminiz olması, büyük kadrolarla çalışılması, çok paranızın olması gerekmediğini gösterdik. 
 
 
İF 1953’den bu yana üstün tasarımlara ödül vermektedir. Aniva Ev Ürünleri,  IF Design Award 2016 ‘ya  Ürün / Bahçe-Barbekü kategorisinde yarışmaya katılmış ve COSA BBQ ile  tasarım ödülü almıştır.
 
Aniva firmamız,  ‘Design Turkey 2014’  iyi tasarım ödülünü ‘Pratik Mangal’  ile almıştı.  ‘iF Design Award 2016’ da COSA  Barbekü tasarımı ile  Aniva’nın aldığı  ikinci ödüllü ürünü olup,  iki kız kardeş erkeklerin egemen olduğu döküm gibi zor bir sektörde,  mangal/ barbekü alanında kadın gözüyle döküm ürünlerinin tasarım ile nasıl farklı değer bulduğunu göstermeye çalışıyoruz.
 
Günümüzde her şey  tüketim odaklı olup farkında olalım ya da olmayalım algı yönetimi şeklinde yapılıyor.
 
 
Markanın gücü, tüketicilerin ne gördüğü, okuduğu, duyduğu, öğrendiği ve zamanla ürün hakkında ne düşündüğü ile yakından ilgili. Müşteri beklentisi mali gelişmişlikle doğru orantılı olsa da  Aniva’nın tüm ürünleri kullanıcıya birden fazla çözümler sunarak “ İyi tasarımı, olması gereken kaliteyi, optimum fiyat” ile arz edilmektedir. 
 
 
Üretim odaklı bir sektörden gelip marketing odaklı sektörde faaliyet göstermenin kolay olmadığını söyleyebilirim. Her şeyden önce dinamikler, alışkanlıklar faklı. Yaşanan sıkıntının başı satış kanalına girebilmek.  Dünyanın en iyi, en güzel ürünü olsa da satamadıktan sonra kıymeti yok. Tabii bunun yanında tasarım ürünlerde güçlü olan Danimarka, İtalya, Almanya gibi ülke coğrafyasında olmayışınız ürünün kabul sürecini uzatıyor. Maalesef ki halen, Türk ürünleri kopya, ucuz, yetersiz algısıyla değerlendiriliyor. Hadi yurt dışında yaşanabilecek sorunları tahmin edebiliyorsunuz ama kendi vatanınızda yaptıklarınızı anlattığınızda karşılaştığınız direnç daha ağır geliyor. Şöyle ki Türkiye’de üretip kutuya da yabancı menşei bassaydık eminim kayıtsız şartsız kabul görüp daha etkin olurduk. 
 
 
Neden hep yabancılara özlem var da Türklerde bir özgüven eksikliği oluyor?  
Bugün Türkiye başta Avrupalı otomotiv firmalarının güçlü bir yan sanayisini oluştururken mutfak ve tekstilde ciddi işler ve üretimler yapılıyor. Sadece marka farklı olup özenip de aldığımız bir çok ürün Türkiye’de üretilmiş olabilir. Dünyada gelişen yeni trendler var. Bunlardan biri de “eco friendly” ürün arayışının artması ve kullan attan ziyade uzun ömürlü kullanıma uygunluk, doğal kaynakların efektif kullanılmasını ön görmek.
 
Eğitim ve duyarlılık geliştikçe, arttıkça, araştırma ve sorgulama sınırları da genişliyor. Basit bir örnek; kanserojen bileşiklerinin sağlık üzerindeki etkisinin  farkında olmayan tüketici için amaç sadece eti pişirmektir. Diğer yanda farkındalığa sahip kişi için amaç eti en sağlıklı şekilde pişirmek ve tüketmektir.
 
 
Biz de bu çerçevede ürünlerimizi gıda temasına uygunluk raporları ve uygun malzeme seçimi ile üretmekteyiz. Bu seneye kadar herkes bize şöyle yap böyle yap diyerek yaşamışlıkları ile bize telkinde bulundular. Bizde onları dinledik ama Aniva’nın kuruluş ve hedef değerleri süzgecinden geçirerek yolumuza devam ettik. Aldığımız ödüller neticesinde artık doğru yoldasınız, biz de size nasıl destek oluruz yaklaşımı başladı. 
 
 
Özgün bir şekilde  kendi ürünlerimizi üretiyor olmamız en temel özelliğimizdir. Kurum olarak müşteri beklenti ve ihtiyaç analizlerine gereken önemi veriyoruz. En önemlisi kalite ve performans olarak ürünlerimizin arkasındayız. Çalışmalarımızın temelinde, hem görsel hem de işlevsel bütünlüğü bir arada  toparlayıp,  yenilikçi çözüm  üreten ürünlerle   fark yaratarak,  işletmelere  değer ve   rekabet gücü  yüksek  ürünler katma becerisi  yatmaktadır.
 
 
Biz, iki kız kardeş... Hayallerimiz umutlarımız vardı ve tabii yaşanan çevrede oluşan olumsuzluklar da vardı. Önümüze çıkan engeller bizi yorsa da yıldırmadı, inançla yolumuza devam ettik. Karşımıza çıkan dirençlerden şikâyet etme yerine ondan ders alarak, onunla başa çıkabilme çareleri aradığınızda buluyorsunuz.  Büyüme ve gelişme böyle bir şey olsa gerek. Her olayda yaşanmışlığın,  sizlerin hayallerinizi gerçekleştirmeniz için karşınıza çıktığını düşünerek yola devam.
 
 
“Düşleri olmayanların gerçekleri de olamaz” Hayallerinizi gerçekleştirmeniz dileğiyle..

2.322 kez okundu