Ticarî Alacakların Vergi Matrahından Düşülebilmesi Hakkında
Bilgin Kocatürk, Mali Müşavir, bilginkocaturk@hotmail.com


Çok değerli okuyucularım;

Öncelikle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

 

Ticarî hayatta karşılaşılan en büyük sorunlardan biri de tahsilatların zamanında ve düzenli olarak yapılamamasıdır. Dünya üzerindeki ekonomik daralmaların her geçen gün daha da sıklaşması sonucunda birçok firma tahsilat sıkıntılarıyla burun buruna gelmektedir.

 

Özellikle dünya genelinde bir ödeme aracı olarak kullanılan çekin ülkemizde vadeli olarak ticarî hayatta kullanılması sağlıklı bir tahsilat ortamı sağlamamaktadır. Ayrıca firmaların öz sermaye yetersizlikleri nedeniyle bankalardan kullandıkları kredilerde bu çekleri teminat olarak kullanmaları, bu çekleri keşide eden firmaların ekonomik darboğaza girmeleri durumunda zincirleme bir etki ile birçok firmayı finansal anlamda olumsuz etkilemektedir.

 

Öte yandan ülkemiz vergi sisteminde elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi için tahakkuk ve tahsil usulü olmak üzere iki usul bulunmaktadır.

 

Tahsil ilkesi, Gelirin nakden veya hesaben yükümlünün fiili ve hukuki tasarruf alanı içerisine girmesidir.Örneğin, kiraya verilen gayrimenkulün kira bedelinin para olarak alınmasında olduğu gibi.

 

Tahakkuk İlkesi ise; gelir ve giderlerin tahsil edildikleri veya ödendikleri döneme bakılmaksızın, maliyet veya tutar itibariyle kesinleştikleri dönemin gelir ve gideri olarak dikkate alınmasını ifade etmektedir. Tahakkuk kavramından, fatura düzenleme, tahakkuk fişi tanzim etme gibi, hukuki sonuç doğuran belli şekil ve usule tabi işlemler veya bu işlemlerin yapılabilmesi için gerekli hukuki ortamın oluşması anlaşılmalıdır.

Tahakkuk esasının geçerli olduğu kazanç türleri ticarî kazançlar, ziraî kazançlar, ücretler, işletmeye dâhil olan gayrimenkul sermaye gelirleri, menkul sermaye gelirleridir. Tahsil esası ise serbest meslek kazançları ve işletmeye dâhil olmayan gayrimenkul sermaye gelirleridir.

 

Tahsil esasında yapmış olduğunuz faaliyetin karşılığını tahsil ettiğiniz an itibariyle gelir elde edilmiş sayılmaktayken, tahakkuk esasında bir mal veya hizmet satışı karşılığında fatura düzenlendiği anda bu faturanın karşılığı olan bedel tahsil edilsin ya da edilmesin faturayı düzenleyen mükellef için gelir elde edilmiş sayılmaktadır. Bu durum tahakkuk esasına bağlı gelirlerde, eğer ki tahsilat yapılamazsa; elde edilmemiş bir gelirin vergisinin ödenmesi gibi olumsuz bir durum ortaya çıkarmaktadır.

İşte bu noktada mükellefler Vergi Usul Kanunu’ nun 322. ve 323. madde hükümlerinden yararlanarak yapamadıkları tahsilatları dolasıyla ödemiş oldukları vergilerin yarattığı olumsuzluğu hafifletebilmektedirler.

 

Vergi Usul Kanunu 322. Maddeye göre; “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar, bu hale geldikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve kayıtlı değerleriyle zarar geçirilerek yok edilirler. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler bu hükme giren değersiz alacakları, gider kaydetmek suretiyle yok edilirler.” denmektedir.

 

Vergi Usul Kanunu 322. Maddeye göre ise;

“Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılır.

 

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.” denmektedir.

 

Bu hükümler uyarınca daha önce vergisini ödediğiniz ancak tahsil edemediğiniz alacaklarınız için önce dava açarak karşılık ayırarak alacağınız kadar tutarı vergi matrahınızdan düşebilir sonrasında ise bu alacağın tahsiline imkân kalmadığına dair somut deliller ortaya koyabilirseniz bu karşılıkları kapatarak kayıtlarınızdan çıkarabilirsiniz. Veyahut ilk safhada karşılık ayırmaz alacağın tahsiline imkân kalmadığı somut delillerle ispat edilebilirse alacağınız kadar tutarı vergi matrahınızdan düşebilirsiniz. Karşılık ayırabilme imkânından işletme hesabına göre defter tutan vergi mükellefleri yararlanamamaktadır.

 

Burada şu hususu belirtmekte fayda görmekteyim. Bir alacak için yapılacak her icra takibi alacağı değersizleştirmeyecektir. Alacağın değersizleştiğinin ispatı son derece zor bir konudur. Birçok firma kanunun lafzını yanlış yorumlayarak sadece icra takibi başlatarak ilgili alacakları vergi matrahlarından düşmekte ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılan incelemelerde matrah farklarıyla karşılaşmaktadırlar. Malî İdarenin vergi matrahından düşülen alacak için yapılması gereken her şeyin yapıldığını tespit etmesi gerekir. Salt icra takibi başlatmış olmak vergi matrahından düşüleceği anlamına gelmemektedir.

 

Kanunda belirtilen kanaat verici vesika kavramının ne olduğu kanun metninde detaylandırılmamıştır. Buradan anlaşılması gereken, alacağın tahsilinin mümkün olmadığını gösteren bir belgedir. Bu tür belgelere aşağıdaki belgeleri gösterebiliriz.

-          Mahkemece verilmiş gaiplik belgesi

-          Borçlunun ölümü ve mirasçılar adına sulh mahkemesince verilmiş miras reddi kararı,

-          Borçlunun ölümü ve mal ve mirasçıların bulunmadığını gösterir resmi evrak,

-          Borçlunun adresinin tespit edilememesi sebebiyle icra-i takibat dosyasının muameleden kaldırıldığı ve alacağın tahsilinin imkânsız bulunduğu yolundaki icra memurluğu yazısı,

-          Konkordato yoluyla vazgeçilen alacak. vb.

 

 

Ayrıca karşılık ayırma işleminden yararlanmak isteyen mükelleflerin dava ya da icra takibinin başlatıldığı dönem itibariyle bu haklarından yararlanmaları zorunludur.

 

Günün Sözü: Sana geIirken hep eIIerim cepIerimde geIirdim, oIur da aşkımın eIIeri üşümüştür. AvuçIarımda ısıtırım diyerekten…  Attila İlhan


1.505 kez okundu